Bugun...



FİNİKE’DE KATLEDİLEN YAŞAM SAVUNUCULARI BÜYÜKNOHUTÇU ÇİFTİNİ UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!
Tarih: 12-05-2019 00:05:50 + -


Samsun Çevre Platformu - SAMÇEP tarafından yapılan basın açıklamasında; 9 Mayıs 2017 tarihinde Finike'de sedir ormanlarını taş ocakları ve madenlere karşı koruma mücadelesi verirlerken evlerinde vahşice katledilen Aysin ve Ali Ulvi Büyüknohutçu çifti anıldı. Kocadağ bölgesindeki taş ocakları önünde yapılan açıklamada, SAMÇEP sözcüsü Mehmet Özdağ; "Büyüknohutçu çiftini unutmadık, unutturmayacağız.

facebook-paylas
Tarih: 12-05-2019 00:05

FİNİKE’DE KATLEDİLEN YAŞAM SAVUNUCULARI  BÜYÜKNOHUTÇU ÇİFTİNİ UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

 6831 sayılı Orman Kanunu ve 3213 sayılı Maden Kanununda son 10 yılda AKP’nin meclis çoğunluğuna dayanarak yaptığı değişiklikler sadece 2012 – 2016 yılları arasında madencilik faaliyeti izni verilen alanın büyüklüğü %104 artmıştır.  Bizim esas üzerinde durmamız gereken, bizim oylarımızla yetkilendirdiğimiz siyasilerin ve onlar tarafından atanan bürokratların doğal varlıklarımızı ve yaşam alanlarımızı koruyacak önlemleri almamaları, aksine şirketleri koruyucu kollaycı yasal düzenlemeler yaparak bizleri savunmasız bırakmalarıdır. Yasal kılıflarla korunan, siyaseten kollanan şirketlerin ise kendilerine karşı mücadele edenlere karşı ne denli acımasız olabilecekleri ortadadır. Tıpkı Kocadağ’a yaptıkları gibi" dedi.

 

SAMÇEP SÖZCÜSÜ Mehmet Özdağ açıklamasına şöyle devam etti. “Finike’de Taşocakları ile mücadele platformu sözcülüğü yapan Ali Ulvi Büyüknohutçu ve eşi Aysin Büyüknohutçu 9 Mayıs 2017 tarihinde Finike’de korumaya, yaşatmaya çalıştığı sedir ormanlarının içindeki evlerinde bir kiralık katile vahşice öldürtüldüler.  Büyüknohutçu çifti, ülkemizde özellikle son yıllarda çok yoğun ve önlenemez bir biçimde çoğalan taş ocaklarına karşı en azından Finike bölgesindeki eşsiz sedir ormanlarını koruyabilmek için taşocaklarına karşı yasal süreçler başlattılar. Taşocağı patronları ile karşı karşıya geldiler. “Üretimi engellemeksuçlamasıyla haklarında davalar açıldı. Tehditler aldılar. Bütün bunlar Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu’yu durdurmadı. Bir yandan öğrenirken bir yandan da halkı bilgilendirerek farkındalık yaratmaya çalıştılar. Büyüknohutçu çiftini öldüren kiralık katil 31 yaşındaki Ali Yamuç, tutuklu olduğu Alanya L Tipi Cezaevi’nde ölü bulundu. Kendisini asarak intihar ettiği iddia edildi. Katil zanlısı Yamuç cezaevinden gönderdiği mektupta, kapatılan mermer ocağında çalışan 'Çirkin' lakaplı kişinin cinayetler için 50 bin TL teklif ettiğini ileri sürdü.  Ne yazık ki katil zanlısı Ali Yamuç’un cezaevindeki şüpheli intiharının ardından davada tek tutuklu olarak kalan eşi Fatma Yamuç da kısa bir süre sonra tahliye edildi. Adım adım üstü örtülmeye çalışılan bu cinayetler yaşam savunucularına yönelik bu planlı cinayetlerin cezasız kalacağı ihtimalini güçlendiriyor. Büyüknohutçu çifti gerçekten de yaşamı ve mücadelesi ile çok önemli, saygın bir yerde durdular ve her zaman saygı ile anılacaklardır. Büyüknohutçu çiftinin öldürülmesine giden yolun izlerini, 6831 sayılı Orman Kanunu ve 3213 sayılı Maden Kanununda son 10 yılda AKP’nin meclis çoğunluğuna dayanarak yaptığı değişikliklerde aramak gerekiyor.  Zira bu değişkliklerle sadece 2012 – 2016 yılları arasında madencilik faaliyeti izni verilen alanın büyüklüğü %104 artmıştır” dedi. 

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, Gulten Karadeniz ve Yaşar Gündem dahil, gülümseyen insanlar, açık hava

Mehmet Özdağ açıklamasının bu bölümünde de şu ifadelerde bulundu. “Taş, çakıl, hazır beton ve asfalt yapımında kullanılan ve her yerde bol miktarda bulunan doğal oluşumların maden sayılması ve ormanlarla beraber korunan alanlarda bile madencilik çalışmalarına izin verilmesine olanak veren yasal düzenlemelerle, ormanlık alanlarda madencilik yapılabilmesi sadece yönetmelikte belirtilen evrakların tamamlanması ile olanaklı hale gelmiştir. Ayrıca 250 dönümden küçük faaliyet alanı olan işletmeler için ÇED gerekli değildir kararları verilerek izin süreçleri kolaylaştırılmıştır. Madencilik faaliyetleri sonrasında ise maden alanlarının iyi rehabilite edilememesi nedeniyle toprak üzerindeki yüzey akıntıları erozyon baskısına neden olmuş, yüzey akıntılarının toprak yığınlarında kalan tuz ve mineralleri çözmesi nedeniyle de maden çevresindeki tarım ve hayvancılığa dayalı sosyoekonomik faaliyetler tehlikeye düşmüştür. Ülkemizde faaliyetini tamamlamış taş ve maden ocaklarının doğaya kazandırılmasına dönük yönetmeliklerin bürokratik bir yalandan öte bir şey olmadığı Kocadağ örneğinde de görülmektedir. Samsunda yaklaşık 200’e yakın taş ocağı var, bunların 20’sinin faal olduğunu tahmin ediyoruz” şeklinde konuştu.

Kocadağ’da ise 6 adet ruhsatlı işletme mevcut.

SAMÇEP Sözcüsü Özdağ ; “Kocadağ 2000’li yılların başlarına kadar ormanlık alanları ile Samsun’un oksijen deposu olarak biliniyordu. Şu anda taş ocaklarının yarattığı ekolojik yıkımla, açılan devasa çukurları, ağaçsız çorak tepeleri, ağır iş makinalarının ve hafriyat kamyonlarının köstebek yuvasına çevirdiği yolları ve her an kaza riski taşıyan trafiğiyle yaşanmaz hale getirilen bir yer olmuştur. Kocadağ’da 2008 yılında bir adet taş ocağı varken şu anda 6 adet ruhsat sahibi taşocağı işletmesi vardır. Taşocaklarının tahrip ettiği alan büyüklüğü 3.500 dönüme ulaşmıştır. Kocadağ, etrafındaki pekçok köyün merası ve yaşam alanı olmasının yanısıra dağcılık, kış turizmi, yamaç paraşütü, yayla turizmi, gezi / yürüyüş / tırmanış faaliyetlerinin yapılabilmesine olanak veren meyilli arazisi ile Samsun’un en önemli doğal yaşam ve turizm merkezlerinden biri niteliğine sahipken; bölgede bulunan ve sürekli genişleyen taş ocakları eşi benzeri olmayan bir doğa katliamına neden olunmuştur. 3 bin 500 dönümlük ormanlık yeşil alanın artık doğaya yeniden kazandırılma imkanı kalmamıştır. Doğal topoğrafya, jeolojik yapı, su rejimi ve peyzaj değişmiş, bitki örtüsü tahrip edilmiştir.  Bu yasal düzenlemeler ve siyaset, bürokrasi, ticaret ilişikisi ile Türkiye’nin başka yerlerinde de yaşam mücadelesi verenler tehdit altındadır. Bizim esas üzerinde durmamız gereken, bizim oylarımızla yetkilendirdiğimiz siyasilerin ve onlar tarafından atanan bürokratların doğal varlıklarımızı ve yaşam alanlarımızı koruyacak önlemleri almamaları, aksine şirketleri koruyucu kollaycı yasal düzenlemeler yaparak bizleri savunmasız, şirketleri denetimsiz bırakmalarıdır. Yasal kılıflarla korunan, siyaseten kollanan şirketlerin ise kendilerine karşı mücadele edenlere ve doğaya ne denli acımasız olabilecekleri ortadadır. Tıpkı Kocadağ’a yaptıkları gibi. Sonuçta ekolojik yıkıma sebebiyet verenlerin tek tek kişiler ya da kurumlar olmadığının, bütün bunların kaynağının kapitalizmin kar hırsına bağlı olduğunun bilincindeyiz. Mücadelemizi hepbirlikte yükseltmeye devam etmemiz gerektiğini de biliyoruz. Bu uğurda mücadele edenleri ve can verenleri unutmuyor, önlerinde saygıyla eğiliyoruz” dedi.

 Mehmet Rebii Özdemir

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, araba, açık hava ve doğaGörüntünün olası içeriği: 4 kişi, Sadi Subaşı dahil, açık hava




Bu haber 189 defa okunmuştur.

Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Bebişler
    Bebişler
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • FANTASTİK
    FANTASTİK
  • ATATÜRK
    ATATÜRK
  1. Bebişler
  2. Yurdum İnsanı
  3. FANTASTİK
  4. ATATÜRK
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Kırgın Çiçekler 5. Bölüm
    Kırgın Çiçekler 5. Bölüm
  • ATATÜRK'ü hiç bu kadar net görmediniz ve duymadınız.
    ATATÜRK'ü hiç bu kadar net görmediniz ve duymadınız.
  • Cem Yılmaz | Yabancı dil
    Cem Yılmaz | Yabancı dil
  1. Kırgın Çiçekler 5. Bölüm
  2. ATATÜRK'ü hiç bu kadar net görmediniz ve duymadınız.
  3. Cem Yılmaz | Yabancı dil
VİDEO GALERİ
YUKARI